3D Nereye Gidiyor?

Yazar : kaan | Donanım, Donanım | Cuma 7 Mayıs 2010 13:21

3D 2010 yılına damgasını vuracak mı?

Üç boyutlu görüntü oluşturmanın temel teknikleri neredeyse bir asırdır biliniyor. İlk 3D filmlerin sinemalarda gösterilmesi ise 1950′li yıllara dayanır. Ancak geçen o kadar zamana rağmen 3D görüntü teknolojileri bir türlü hayatımıza giremedi.

Tabii bunun arkasında teknik sebepler var, ancak tüm sorun bundan ibaret değil. Bu işle ilgilenenler 3D görüntü fikrini tüketiciye satmak konusunda pek başarılı olamadılar. İnsanlar televizyonlarında ya da sinemada 3D görüntülerin yokluğunu hissetmediler, buna bir talep göstermediler.

Bunun en önemli sebeplerinden biri kullanılan teknolojilerin yetersiz olması, diğer ise 3D film çeken az sayıdaki yapımcının teknolojiyi gereğinden fazla abartmasıydı. Yıllar içinde yapılan 3D filmlerin hepsinin düştüğü ortak hata, bu teknolojiyi izleyicinin gözüne sokmaya çalışırken, temel izleme keyfinden ciddi ödün vermeleriydi. Ortada düzgün bir senaryo ya da aktörlük yoksa, seyrettiğiniz görüntünün kaç boyutlu olduğu gerçekten de çok farkeder mi?

Nasıl çalışıyor?

İlk 3D filmleri izlemek için üzerinde kırmızı ve mavi selofan geçirilmiş kağıt gözlükler kullanmak gerekiyordu. Anaglif tabir edilen bu teknik, basitçe iki farklı renkte çekilmiş görüntünün gözlük sayesinde kırılarak beyni aldatması şeklinde açıklanabilir. Aslında çok başarılı bir teknik değildir ve özellikle renk derinliğinin canına okur.

Yeni nesil 3D görüntü cihazları ise daha farklı bir yöntem kullanıyor. Aslında temel prensip aynı, iki farklı görüntü bir görsel filtreden geçirilerek beynin algı merkezi kandırılıyor. Ekranda ikiz kameralardan çekilmiş görüntüleri dönüşümlü olarak gösteriyorsunuz. Tabii gösterim hızı insan gözünü aldatacak kadar hızlı oluyor.

Görüntüleme için iki farklı yöntem var; ilkinde polarize filtreye sahip bir ekran kullanmak gerekiyor. Bu ekranla birlikte kullanılan gözlükler ucuz ve basitler, halka açık alanlarda kullanılmaya daha müsaitler. Yenileme hızı yüksek ama filtresiz bir ekran kullanılan yöntemde ise, ekranla senkronize çalışan elektronik filtreli gözlüklere ihtiyaç duyuluyor. PC için satılan kitler bu prensiple çalışıyorlar.

Algıda seçicilik…

Tüm eksikliklerine rağmen bu yeni yöntem, eski anaglif teknolojiden çok daha başarılı. Gerçek üç boyutlu holografik görüntüler teknik olarak olgunlaşana kadar da çok fazla seçenek yok zaten. Üreticiler ise artık daha fazla beklemeyip , senelerdir bu konuya yaptıkları yatırımın karşılığını almayı arzuluyorlar. İşte bu yüzden de 2010 yılı itibariyle piyasada 3D etiketli monitör ve televizyonları görmeye başladık.

Peki 3D yetenekli bir ekrana ne kadar ihtiyacımız olacak? 2010 içinde bu yeni teknolojinin piyasa standartı haline gelmesini bekleyebilir miyiz? Aslında çoğu uzman bu konuda pek de öyle büyük umut beslemiyor. Her yeni teknolojide olduğu gibi, burada da aşılması gereken teknik sorunlar ve aşağı çekilmesi gereken fiyatlar var. Büyük ekran bir 3D televizyonun fiyatı çoğu kullanıcı için gerçekten de coşmuş seviyelerde.

Daha da önemlisi, 3D yayın yapan kanalların ya da Avatar gibi 3D çekilmiş yapımların sayısı artmadıkça, yani yayın desteği büyümedikçe bu televizyonlar pahalı oyuncaklar olmaktan öteye gidemezler. Çoğu kanal daha HD yayını desteklemezken, bir de 3D yayın için gereken yatırımı yapmaya ne kadar meyilli olacaklar?

Konsolların 3D karşısındaki hali

Xbox 360 ve PlayStation 3 yeterince güçlü değil, Wii’nin adı bile geçmiyor

İngiltere’de SkyTV bu konuda ciddi çalışmalar yapıyor, ancak dünya çapında 3D yayına geçmeye niyetlenen televizyon kanalı sayısının pek fazla olmadığını söyleyebiliriz. Benzer bir durum film yapımcıları için de geçerli, sırf Avatar başarılı oldu diye herkesin 3D çekim tekniklerine saldırdığını sanmayın.

Peki 3D televizyonu evdeki oyun konsoluna bağlamaya kalkarsanız ne olacak? Sonuçta oyunlar iki boyutlu bir düzlemde olsalar da, 3D görüntüleri kullanmaya en hazır yapımlar. Ne var ki halen piyasada olan konsolların hiçbiri, 3D ekranların getirdiği teknik yükü kaldırabilecek kapasitede değiller.

Oyunu ekranda 3D görebilmek, konsolun kullanması gereken işlemci ve hafıza gücünü doğrudan ikiye katlıyor. Çünkü ekranda iki görüntü gösterilmesi gerekiyor. Ancak ne PS3, ne de XBox 360 bu türden bir yükü kaldıracak teknik donanıma sahip değiller. Çok zorlanarak bu görüntüleri verebiliyor, ancak görüntü kalitesi en kolay beğenen oyuncuları bile tatmin etmekten çok çok uzak.

Daha fazla beygir gücü

Konsolların 3D oyun dünyasına yapacakları ciddi bir katkı mevcut. Neredeyse tüm firmaların geliştirmekte oldukları Natal ve benzeri 3D algılama yeteneğine sahip kumanda cihazları, gerçek 3D bir oyun dünyasıyla etkileşim kurmayı çok rahatlaştıracak teknolojiler getiriyorlar. Bu da bahsettiğimiz 3D’den farklı bir teknoloji. Sorun şu ki, yeni nesiller piyasaya çıkana dek 3D görüntüleri işleyecek güce sahip bir konsol mevcut olmayacak.

Piyasaya hızla doluşan yeni nesil 3D ekranlardan azami faydayı sağlayabilecek tek cihaz var şu anda, o da PC. Çok eski bir sistem kullanmıyorsanız, yeni bir 3D destekli monitör ve gözlük kitiyle halen piyasada olan 3D oyunları rahatlıkla oynayabilirsiniz. Çok eski ekran kartları bu konuda yetersiz kalsalar da, nispeten yeni modeller yükü çekebilecek güçteler.

Peki 2010 senesi 3D’nin hayatımıza kalıcı olarak girdiği sene olacak mı? Raflarda “3D Ready” etiketli televizyonlar birikmeye başlamış olsa da, henüz bunu söylemek için çok erken. Eğer yapımcılar, yayıncılar, donanım üreticileri ve pazara yön veren diğerleri konuya ciddi yatırım yapmaz, önce başkalarının elini taşın altına sokmasını beklerlerse, 3D konusu çok kısa sürede yeniden raflardaki tozlu yerine dönebilir.

Kaynakça: www.chip.com.tr

Popularity: unranked [?]

  • Share/Bookmark

Bilgisayarlardaki Giriş Çıkışları Tanıyalım

Yazar : Zekai Uçan | Donanım | Pazar 25 Nisan 2010 19:00

Bilgisayarların ve bunlara bağlanan cihazların üzerinde çok sayıda farklı giriş çıkış bulunur. Bunların hangisinin ne işe yaradığını, hangi bağlantıya hangi cihazın takılacağını bilmek zor olabilir.

Zaman içinde birçok değişiklik gösteren giriş çıkışların eski ve yenibirçok çeşidini sizin için derledik. Bu yazıdan sonra bilgisayarınızdakigirişlerin ne işe yaradığını öğrenmiş olacaksınız.

Firewire ve USB

Optical Audio “Toslink” - Optik ses bağlantısı. Daha çok disk oynatıcılar ve kayıt cihazlarında kullanılan bir bağlantı cinsi.

USB A – Hem veri transferi, hem de güç aktarımı amacıyla kullanılan ve günümüzde oldukça sık kullanılan bir giriş. Teorik olarak 480 Mbit/sn veri transfer hızı sağlar.

Firewire 4pin – Mini Firewire olarak da adlandırılan bu bağlantı, Firewire ile aynı görevi görür fakat daha az yer kaplar.

Firewire 400 – Apple’ın USB’ye alternatif olarak geliştirdiği arayüz. Veri transferinde kullanılır, USB’den daha hızlı olsa da çok yaygın değildir.

Firewire 800 – Firewire 400′ün bir üst sürümü. 780 Mbit/sn teorik veri transfer hızı sağlar.

Ethernet ve Modem

Ethernet 8PSC – İnternete kablolu olarak bağlanacaksanız, ADSL modemin kablosunu bu girişe takmalısınız.

Modem RJ-11 – Eski tip modemlerde bulunan bağlantı girişi.

Apple Desktop Bus – Eski Macintosh modellerinde  bulunan bir giriş. Genelde klavyeyi bağlamak için kullanılırdı. Apple’ın yeni modellerinde bu giriş kullanılmıyor.

Mac Serial - Mac’lerde yer alan seri bağlantı girişi. Buraya klavye ve benzeri cihazlar takabilirsiniz.

PS/2, eSATA ve diğerleri

PS/2 – Klavye ve fare bağlanan giriş. Günümüzde birçok cihaz USB’ye geçince bu port biraz unutulmuş durumda.

DE-9F – 9 pin dişi D bağlantısı. Bu bağlantı eskiden monitörlere  görüntü iletmek ve eski tip modemleri bağlamak için kullanılıyordu.

DB-25 – 25 pin erkek D bağlantısı. Bazı yazıcı modellerini bilgisayarabağlamak için kullanılan port.

DE-9 Serial – Eski model PC’lerde harici cihazları ve yazıcıları bağlamak için kullanılan giriş.

e-SATA – Harici seri ATA bağlantısı. Günümüzde sabit disklerde kullanılan SATA arayüzünün harici sürücüler için kullanılan sürümü. 3 Gb/sn veri transfer hızına sahip.

Ses giriş, çıkışları

Surround sound – Çevresel ses sisteminiz varsa bunlara ait uydu ve subwoofer’ları bu girişlere bağlamalısınız.

Stereo/headphones – Kulaklık ya da basit bir ses sitemi kullanıyorsanız, bu girişi kullanmalısınız.

Line in – CD/DVD oynatıcılar, TV’ler, amfiler ve mix cihazlarını buraya bağlıyorsunuz.

Mic -  Mikrofon girişi

Digital Audio RCA – Bazı ses sistemlerinde bulunan RCA ucunun takıldığı giriş.

Composite ve Component

Composite Audio/Video – Hem ses, hem de görüntü üreten cihazlarda bulunan girişler. Sarı giriş görüntüyü alırken, kırmızı ve beyaz olanlar stereo ses içindir. Günümüzde bu bağlantının yerini yavaş yavaş HDMIalmaktadır.

S-Video – Standart görüntü kalitesindeki video sinyallerini taşıyan görüntüçıkışı. Bu bağlantı genelde 480i ve 576i çözünürlükte görüntü taşır. Bu çıkış ses sinyallerini iletmez.

Component Video – Composite görüntü bağlantısında düşük kalite, S-Video’da standart kalite video sinyali iletilirken, Component videoçıkışları, görüntü sinyali üç adet yükek kalite sinyale bölerek taşır. Component video ses sinyali taşımaz.

Görüntü giriş, çıkışları

HDMI – Yüksek tanımlı video sinyalleri ile beraber ses de taşıyabilen bağlantı. Yeni nesil TV’lerin çoğunda bu bağlantı yer alıyor.

DVI Video - Dijital video bağlantısı. Üst seviye monitörlerde ve ekrankartlarında yer alır.

Micro DVI -Bazı MacBook modellerinde ve dizüstü bilgisayarlarda DVI bağlantısını sığdırmak için geliştirilen küçük DVI portu.

Display Port -HDMI gibi ses ve görüntü sinyali taşıyabilen bir arayüz.TV’lerin aksine daha çok ekran kartlarıve monitörlerde yer alıyor. DVI ve VGA bağlantılarından daha fazla bant genişliği sunar.

DVI Video - Dijital video bağlantısı. Üst seviye monitörlerde ve ekrankartlarında yer alır.

VGA/SVGA – Hemen hemen tüm monitörlerde bulunan görüntü bağlantısı. DVI ve Display Port bağlantılarına göre daha düşün bant genişliği sunar.

Mini görüntü çıkışları

SCSI/DB-25F - Eskiden disk sürücülerinden tarayıcılara kadar birçok cihazda kullanılan bir bağlantı çeşidi.

Mac Video/Game Port – Joystick, gamepad ve benzeri oyun kontrolcihazlarının bağlandığı giriş. Microsoft, Windows Vista’dan itibaren bu bağlantıya verdiği desteği kesti.

Mini DisplayPort – Apple  tarafından geliştirilen küçük DP bağlantısı. ATI Eyefinity 6 ekran kartlarında da bu bağlantı bulunur.

Mini DVI – iMac ve MacBook modellerinde bulunan küçük DVI bağlantısı. Boyutu micro DVI’dan daha büyüktür.

Mini VGA - Apple, Sony ve HP marka dizüstü bilgisayarlarda yer alan küçük VGA bağlantısı.

Kaynak : shiftdelete.net

Popularity: 1% [?]

  • Share/Bookmark

TV Kartı

Yazar : Zekai Uçan | Donanım | Cuma 9 Nisan 2010 00:14

1. GİRİŞ

TV kartları bilgisayara kart olarak veya harici olarak bağlanmak suretiyle, televizyon yayınlarının  bilgisayarda seyredilmesini sağlayan donanım birimleridir. TV kartı takılı olan bir bilgisayar normal bir televizyondaki özelliklerin hemen hemen tümüne sahiptir. Örneğin TV kartları ile bilgisayarın ekranında TV ve video izleyebilir, resim ve görüntüleri bilgisayara kaydedilebilir. Bilgisayarlarla kolay ve hızlı bir şekilde ses ve görüntü kliplerini birleştirebilir ve “edit” yani tekrar inceleyip üzerinde değişiklikler yapılabilir. Dijital görüntüler sayesinde sunumları daha etkili hale getirilebilir. İnternet ya da telefon hatlarıyla TV kartına takılan bir kamera sayesinde yüz yüze iletişim sağlanabilir. Bunların dışında bazı TV kartlarında bulunan CAPTURE yani görüntü yakalama yolu ile ekrandaki herhangi bir görüntü harddiske kaydedilebilir. Yani TV kartını bir video gibi kullanmak mümkündür. TV kartına bir video bağlayabilir ve videodaki görüntüler de harddiske kaydedilebilir. TV kartlarının özelliklerini kullanarak farklı şeyler yapmak mümkündür. Günümüzde TV kartları PCI slotlara uygun olarak üretilmektedirler. Diz üstü bilgisayarlarda ise, son yıllarda  yaygınlaşan  USB TV kartları  kullanılmaktadır.

Şekil 1.1: Tipik bir TV kartı

2. TV KARTININ  YAPISI

Şekil  2.1: TV kartının iç yapısı

TV kartları işlevsel olarak iki  temel kısma ayrılır.

Şekil 2.2: TV kartı yapısı

TV kartı şekli üzerindeki  “1” ve “2” numaralı rakamlarla görülmektedir. ”1” numara ile gösterilen Tuner ünitesidir. ”2” numara ile gösterilen  chipsettir.

2.1. TV Tuner

Televizyon frekansı ile taşıyıcı frekansın ayrıldığı ünitedir. Havadan alınan  radyo frekans sinyallerini alıp görüntünün net bir şekilde gösterilmesini sağlayan sinyal işlemcidir.

Şekil 2.3: TV Tuner’in elektriksel yapısı

2.2. Chipset

TV kartının temel elemanıdır. TV kartının işlem yapma kapasitesini gösterir. Kanal ayarlama, değiştirme, ses efektleri, çoklu ortam destekleme, görüntü yakalama işlemleri bu kısım tarafından yapılır. Tuner ünitesi tarafından ayrılan analog televizyon sinyalleri chiset üzerindeki analog digital çeviriciye alınarak  digital sinyallere çevrilir. TV kartları üzerinde yaygın olarak  BT848 veya BT878 çipsetleri kullanılır. Bunlar  A/D (Analog digital) çevirici chipsetleri türleridir. Chipsetlerde  oluşan resim sinyali PCI veri yolu üzerinden iletilir.

3.VİDEO YAYIN STANDARTLARI

Televizyon video yayınlarına  yönelik olarak üç farklı standart vardır. Bunlar;

  • NTSC
  • PAL
  • SECAM

3.1. NTSC (National Television System  CommitteUlusal Televizyon Standardı Komitesi )

1950’li yıllarda A.B.D’de kullanılan ilk renkli video standartıdır. NTSC yayın standardı saniyede 30 karelik tarama hızına sahiptir ve her kare 525 çizgiden oluşmaktadır. Bu standart 16 milyon renk derinliğine destek vermektedir.

3.2 PAL (Phase Alternating Line- Evre Değişimli Çizgi)

Avrupa’da kullanılan yayın standardıdır. NTSC’den farklı olarak PAL saniyede 25 karelik tazeleme hızı ile çalışır ve her karede 625 çizgi bulunmaktadır. Tüm televizyon kartları bu iki standardı da desteklemektedir. PAL, günümüzde yedi  farklı grupta kullanılmaktadır. Gruplar arasında, video bant genişliği ve ses taşıyıcısı özellikleri bakımından farklılıklar vardır.

3.3. SECAM (Sequential  Couler Avec  Memoire or Sequential Colour with Memory)

1960 yıllarda Fransa tarafından kullanılmaya başlandı. PAL standardı ile aynı bant genişliğini kullanır. PAL standardından tek farkı, renk bilgilerini sıralı olarak göndermesidir. SECAM standardı da yedi farklı grupta kullanılır.

4. TV  KARTI ÇIKIŞLARI

Şekil 4.1: TV kartı çıkışları

4.1.  FM

Buradan anten girişi yapılır. Bu sayede TV kanallarının sinyalleri TV kartına iletilmiş olur.

4.2.  TV

TV  anten girişidir.

4.3.  Remote

Bu girişe uzaktan kumandanın infrared yani kumandanın alıcı gözü takılır. Bu sayede TV kartı uzaktan kumanda yoluyla kontrol edebilir.

4.4. Audio In

Ses girişidir. DVD ve  VCD’l er buraya takılır.

4.5.  Audio Out

Ses kartı bağlantısıdır.

4.6. S-Video In

Bu giriş sayesinde ekrandaki görüntüleri videoya aktarmaya veya videodaki görüntüleri bilgisayar ortamında izlemeye yarar. S video girişinden görüntü sinyalleri daha kaliteli şekilde aktarılabilir. Bunu sebebi renk,  kontrast ve parlaklık bilgilerinin ayrı ayrı gönderilmesidir.

4.7. Com In

Bu giriş S video girişi gibi çalışır. Komposite girişin farkı ise görüntü işaretlerinin tek bir sinyal üzerinde taşınmış halidir. Yani S Video gibi renk,  kontrast ve parlaklık sinyalleri ayrı ayrı değil tek bir kablo üzerinden yapılır.

5. TV KARTI ÖZELLİKLERİ

Tv kartlarının özellikleri şunlardır.

5.1. Görüntü Yakalama

TV kanallarındaki veya Video’dan uygun yazılımlar kullanılarak görüntülerin bilgisayara kaydedilmesidir. Böylece aynı zamanda kullanıcı bir de video capture denilen görüntü yakalama olayını tek bir kart üzerinden gerçekleştirmiş oluyor.

5.2. Time-Shift

Zaman kaydırma özelliğidir. Yayın devam ederken  kaydı geri alıp kaydetmeye ve   yayını geriden takip etmeyi sağlar.

5.3. FM  Radyo

FM anten girişi ile FM radyo kanallarının dinlenmesini sağlar.

5.4. Mpeg Desteği

Mpeg, moving picture expert gruop’un açılımıdır. Çoklu iletişim görüntü kodlama standartıdır. Yüksek kalitede görüntü ve sıkıştırma imkanı sunar.

5.5. Video Kayıt Zamanlayıcısı

İstenilen gün ve saatte görüntülerin  kaydedilmesini sağlar.

5. TV KARTININ ÇALIŞMASI

“Elektromagnetic Spectrumu”nda  “Radio Commınıcatıon” haberleşmesi için ayrılan kısım “Am Radyo” alıcıları için 350 Khz den başlayarak “satellite” alıcıları için ayrılmış 2050 MHz’e kadar giden bir frekans spektrumudur.

Şekil 5.1: Antenden  gelen sinyalin şekli

Antenden gelen sinyal, 48 MHz ile 855MHz  arasında değişmektedir.

Görüntü  kaynağından  gelen sinyaller TV tuner tarafından alınır. Tunere gelen sinyaller 48 MHz’den 855 MHz arasında değişir. Bu çok geniş bir frekans aralığıdır. Bu frekans aralığını ayarlamak için tuner içinde “switch” diyotlar kullanılır. Bu “switch” diyotlar kullanılarak 3 Band aralığı belirlenir. Tuner içinde varicap diyotlar kullanılmıştır. Varicap diyoda   0-33 volt arasında voltaj uygulayarak band başından band sonuna kadar istenilen kanal akortlanır. IF entegresi sinyalin doğru gelip gelmediğini kontrol etmek için bir AFC voltajı üretir.Bu AFC voltajı, ADC ‘ler tarafından  okunur. Eğer bu gerilim 2.5 volt ise kanal merkez frekansında yakalanır. Eğer 2.5V altında ise kanal ileri kayık,  2.5V ‘un üstünde ise kanal geri kayık anlamına gelir. Böylece istenilen kanalın ayarlanması yapılır. Daha sonra tunerin  kazancını  ayarlamak  IF katı tarafından  0 ile 4 volt arasında bir gerilim üretilir. Bu gerilim ile tuner çıkışında sabit bir IF gerilimi  oluşturulur. Tuner çıkışında  gerilimi osiloskop ile  ölçtüğümüzde 100 mV  luk bir işaret görülür.

Şekil 5.2: Tuner çıkışında osiloskop ile kontrol edildiğinde çıkan sinyal

Tuner çıkışında 2 adet SAW filtre kullanılmıştır. Bunlardan biri ses diğeri resim için kullanılmıştır.

Şekil 5.3: Saw filtrelerindeki çıkışlar

Saw filtreleri tarafından  sinyaller resim ve ses sinyalleri diye ayrılırlar. Ses taşıyıcı iki şekilde demodüle edilmektedir. Eger Tuner çıkışında ses ayrılıp demodüle edilirse bu sisteme “Split-Carrier Sound Processes” denir. Video IF çıkışından ses demodulatore gönderilirse buna “Intercarrier Sound” sistem denir. Daha sonra görüntüler Video encoder içerisindeki filtre sayesinde Renk taşıyıcı frekansının yakınlarındaki gürültüler filtre edilerek ekranda renk karışıklığı (Cross Color) problemleri önlenir.

Şekil 5.4: Video encoder’in yapısı

Video encoder’den sonra renk ampliakatörlerine gelen Kırmızı-Sarı (R-Y) ve Mavi-Sarı ( B-Y) renk bileşenleri 1.5 MHz’lik bir filtreden geçirilirler. Böylece renk band genişliğini 1.5 MHz’de sınırlandırmış olur. Toplama (Adder) devresinde de sinyaller birleştirilerek video işareti oluşturulur.

Şekil 5.5: Renk ampliakatörü

6. TV KARTLARI ÇEŞİTLERİ

Digital tv kartları ve analog tv kartları olmak üzere ikiye ayrılır.

6.1. Digital TV Kartları

Kablo TV ve çanak antenlerden gelen  dijital  görüntülerin gösterilmesini sağlar. Uydu üzerinden gönderilen EPG  (Elektronik Program Rehberi) datalarını alarak kullanıcıya  sunar. Kullanıcının tercihi doğrultusunda izlemek istenilen programları ayarlar, günü ve saati geldiğinde doğrudan o kanala yönlendirir. Digital yayın sayesinde mükemmel netlik ve mükemmel performans elde edilir.

Şekil 6.1: Digital TV kartı

6.2. Analog TV Kartları

Üzerlerinde TV tuneri olan kartlar, anten yoluyla aldıkları sinyalleri chipler sayesinde analog bilgileri digital forma dönüştürerek veri paketi haline getirirler.

Popularity: 1% [?]

  • Share/Bookmark

Flash Bellek de U3 Teknolojisi

Yazar : Zekai Uçan | Donanım | Cuma 9 Nisan 2010 00:08

Flash bellekler hayatımıza girdiği ilk günden beri bilgisayar hayatımız gittikçe kolaylaştı.Eskiden kişisel bilgisayarımızdan şirket bilgisayarımıza bir dosyayı disketler ile taşırdık.Zamanla Disketler yerini CD-Romlara devretti. Hadi disketlerde verileri silerek tekrar tekrar kullanabiliyorduk ama CD-Rom’lar tamamı ile kullan-at devrine çevirdi teknolojiyi.

O gün geldi ve hayatımıza Flash Bellekler girdi.Anahtarlık boyutunda ki Flash bellekler ile bilgisayarımızda ki önemli bilgileri her an yanımızda taşıma imkanımız doğdu.Kapasiteleri her gün artan Flash Bellek dünyasına U3 destekli flash belleklerin katılması ile de bilgisayarımızı adeta cebimizde taşımaya başladık.

İlk Flash belleğimi aldığımda tamamen tesadüfi olarak U3 destekli olanlarından almışım. Bilgisayarıma taktığımda ise bir programında beraberinde çalışması dikkatimi çekti ama üzerinde pek durmadım.Aslında gerçeği söylemek gerekirse açılan pencere ve sağ alt köşede ki ikon epey artistik göründü gözüme ama normal flash bellek gibi kullanmaya devam ettim bir süre.6 Ay gibi bir zaman geçtikten sonra merak ettim ve internette araştırdım.U3 Nedir? sordum Google da. Öğrendiklerim neticesinde tesadüfi de olsa doğru bir karar verdiğimi anladım.

Peki gerçekten nedir bu U3 Teknolojisi?

U3 Teknolojisi , Kısaca flash belleğinize fonksiyonel özellikler sağlayan bir yazılımdır. U3 Destekli Flash belleğiniz içerisinde barındırdığı çift işletim sistemi ile U3 uyumlu programları kurarak dilediğiniz bilgisayardan güvenli olarak işlem yapmanıza olanak tanır. Üstelik ardınızda hiç iz bırakmadan.Sizin için önemli programları flash belleğinize kurduğunuz taktirde hangi bilgisayarda olursanız olun o programı flash belleğinizden kullanma şansınız var.

Çoğumuzun hem evde hem de işyerinde bilgisayarı var.Ben evde, işyerinde desktop ile çalışıyorum ve kullandığım bütün programlar 2 bilgisayarda da kurulu vaziyette.Ancak seyahat ederken Laptop kullanmam gerekiyor. Önceleri bu benim için büyük bir külfet oluyordu.Program kur,ayarla sonra hepsini temizle bu işlemler fazlası ile can sıkıcıydı. Şimdi elimin altında olması gereken bütün programlar sadece anahtarlık büyüklüğünde ki U3 flash belleğimde kurulu.Seyahate giderken sadece Flash Belleğimi ve Laptopu almam yeterli oluyor.

U3 flash belleğimde hangi programların yüklü olduğunu soracak olursanız eğer ilk başta Mozilla Firefox tarayıcım var güvenli internet için. Virüslere karşı güvenlik olarak Mcafe virüs programı,Maillerimi okuyabilmem için Thunderbird, Görüşmelerim için Skype, PDF dosyalarını okuyabilmem için Foxit PDF Reader,Ofis belgeleri için Open Office ,FTP programım FileZilla ve can sıkıntımı gidermesi içinde Sudoku oyunum yer alıyor. Seçenekler daha da çoğaltılar bilir ama bana şimdilik bunlar yetiyor.

Şayet elinizde portable programlar var ise o programları U3 formatına dönüştürmek için Package Factory Setup programını size tavsiye ederim.Kullanımı çok kolay.Programı buradan indirdikten sonra bilgisayarınıza kurun ve çalıştırın.Üste yer alan kutucuğa Portable programınızın klasöründe yer alan bütün dosyaları seçip sürükleyerek bırakın.Ortadaki Create yazılı olan yere bastığınızda program U3 formatına dönüştürecek ve sonunda size dosyayı kaydetmek istediğiniz yeri soracaktır. U3 Launcpad de yer alan Add programs menüsünden bilgisayarınıza kaydettiğiniz U3 programını seçerek Flash belleğinize kurulumunu gerçekleştirebilirsiniz.

Popularity: 1% [?]

  • Share/Bookmark

Kulaklık Aleminin En Parlak Üyesi

Yazar : Barışcan Aksu | Donanım, Güncel | Cuma 12 Mart 2010 14:16

Monster dünyanın belki de en ilginç kulaklığını piyasaya çıkardı. Kulaklıklar uçak motoruna benziyor ve yalnızca bu kadarla da kalmıyor. Ürün değerli bir maden olan kromla kaplanmış.

Monster Turbine kulaklığın en iyi özelliklerinden biri dışarıdan hemen hemen hiç ses almaması. Ses yalıtımı neredeyse mükemmel. Böylece dış dünya ile irtibatınız kesiliyor.

Turbine, Amazon.com’dan 150 dolara satın alınabiliyor.

Popularity: unranked [?]

  • Share/Bookmark

Evde kendi ağınızı kurun

Yazar : Zekai Uçan | Donanım, Donanım, Internet, Windows, Yazılım | Çarşamba 24 Şubat 2010 09:08

Medya paylaşımı, oyunlar, Lan partileri ve fazlası: İşte A’dan Z’ye ev ağı kurma rehberiniz…

Evinizde ağ kurmak başta korkutucu gözükse de aslında oldukça basit bir işlemdir.

İnternet bağlantısını paylaşmak, dosya ve klasörlere farklı PC’lerden erişmek, bir bilgisayara bağlı olan yazıcıyı diğer PC’lerden kullanabilmek, medya depolamak ve tek PC üzerinden izlemek, arkadaşlarınızla yerel ağ üzerinden oyun oynamak bu rehber ile öğrenebileceğiniz konular arasında yer alıyor.

Evinizde bir modem ve internet bağlantısı varsa, bir hub satın alarak,Ethernet kablosuyla modeme bağlayabilir, böylece daha fazla PC bağlamak için boşta Ethernet portlarına sahip olabilirsiniz.

Hub’lar en ucuz çözüm, daha pahalı olan Switch‘ler ise internet trafiğini evdeki bilgisayarlara daha adil ve kontrollü bir biçimde dağıtırlar. Fiyat farkına razı olmak, bağlantıyı sömüren bir aile bireyiyle yapacağınız kavgaları en başından önlemek için akıllıca bir yatırım olacaktır. Ancak bu bir mesele değilse, ucuz hub’lar işinizi rahat rahat görecektir.

IP çakışmaları

Ev ağlarında yaşanabilecek en büyük sorun IP çakışmasıdır. IP ayarları yapılmamış bilgisayarlar ağa bağlandığında bazen aynı IP’yi alırlar ve internete bağlanamazlar.

Modeminizin IP’si varsayılan ağ geçididir, ancak bir kablosuz ağa bağlanma imkanı tanıyan bir hub taktığınızda bu IP değişir. Örneğin 192.168.2.1 olan Ağ geçidi, 192.168.1.1 olur. Bu tür detayları modem ve hub kitapçıklarında bulabilirsiniz. Çakışmaları önlemek için her PC’ye bu ağ geçidinin ilk kısmını aynen taşıyan, son hanesi farklı bir IP adresi atayabilirsiniz.

Normalde buna pek gerek olmaz, her PC otomatik IP alır ve düzgün bir şekilde bağlanır. Ancak karşılaşırsanız artık sorunun nasıl çözüleceğini de biliyorsunuz.

Router ile ya da router’sız

Router özelliği olmayan bir modem kullanıyorsanız, Windows’unInternet Connection Sharing(ICS) özelliğini çalıştırarak bu PC’deki internet bağlantısını paylaşabilirsiniz.

Ağ ile ilgili her türlü ayaradenetim masası altından, ağ ve internet seçenekleri kısmından erişebilirsiniz. Ağı bir PC üzerinden paylaştırırsanız, o PC router özelliği olan modemlerin IP dağıtmagörevini üstlenecektir. Elbette Ağ bağlantıları altından özellikler kısmına girerek, diğer PC’lerin bağlanmasına izin vermeniz gerekecektir. Daha sonra bilgisayarlarıyeniden başlatarak IP almalarını sağlamanız yerinde olacaktır.

Dosya paylaşımı da Windows üzerinde çok kolaydır. Bir klasörü seçip özellikler altından paylaşıma açmanız yeterlidir, Dosya ve klasörlerin yanı sıra yazıcıları da bu şekilde paylaşabilirsiniz. Sorunla karşılaşırsanız denetim masası- ağ ve internet- gelişmiş paylaşım ayarları kısmına girerek izinleri değiştirebilirsiniz. Şifre sorma-sormama, medya paylaşımı gibi ayarların hepsi burada yer almaktadır.

WORKGROUP – Çalışma grubu

En sık karşılaşılan sorunlardanbirisi de bilgisayarların aynı çalışma grubu altında olmamasıdır. Ağın ismi aynı olmazsa bilgisayarlar arası paylaşım yapılamaz.

Bilgisayarım’a sağ tıklayıp özelliklere girerek buradan bilgisayar adı, çalışma grubu ayarları seçeneğini bulmanız ve çalışma grubu adını bütün PC’ler için MSHOME veya WORKGROUPolarak değiştirmeniz sorunları çözecektir.

Yazıcı paylaşımında sorun yaşarsanız, administrator yani yönetici girişi yaptığınızdan emin olun. Denetim masası altından yazıcı ayarlarından, yazıcıyı ekleyip paylaşımı etkin hale getirmek yeterlidir.

Windows 7 altında bu aygıtlar ve yazıcılar altında yer alır. Erişen bilgisayardan aynı yere gelip, yazıcıyı ekleyip daha sonra yazıcı ara seçeneğiyle bağlı yazıcıyı görmeniz gerekir. Windows gerekli sürücüyü kurduktan sonra kullanabilirsiniz.

Evde medya paylaşımı

Evde medya paylaşımı da gittikçe önem kazanıyor, yüzlerce GB hatta birkaç terabyte medya dosyası artık evlerde depolanıyor.

Raflarda orijinal DVD‘ler dursa da, bunlara kolay erişim için pek çok kullanıcı filmleri sabit diske kopyalıyor. Ayrıca internet üzerinden büyük miktarda yasal yayın indirmek de mümkün.

Her halükarda bu medyaya evdeki bütün cihazlardan erişmek gerekiyor. Bütün dosyaların depolandığı bir ev medya sunucusu için çok eski bir sistem de yeterli. Ancak bu PC’nin başka amaçlarla kullanılmaması gerekiyor, yoksa takılmalar yaşanabiliyor. En çok göz ardı edilen sorun, yetersiz güç kaynağı oluyor. Bir PC’de 2′den fazla sabit disk takılıysa ve sorunlar sıklaştıysa suçu önce güç kaynağında arayın.

Yeni ve güçlü bir PC’de Windows Server kurmak mantıklı, eski bir PC’de ise Windows XP de işi görüyor. Daha fazla güvenlik, uyumluluk ve daha az çökme için ise en iyi çözüm Windows 7.

RAID ve NAS seçenekleri

SATA RAID çeşitleri oluşturmak da veri güvenliği ya da ekstra hız için iyi çözümler.

Ancak hem dosya indiren, hem bunu paylaşan, hem de güvenlik sunan bir sistem için paraya kıyıp bir NAS (Network Attached Storage) almaya değer. Sessiz çalışan, az elektrik tüketen bu cihazlar pek çok sorunu çözüyor.

Evinizdeki ağ üzerinden oyun oynamak için daha fazla bantgenişliğine değil, daha düşük gecikmeye ihtiyacınız var.

Özellikle ADSL bağlantısı, online oyunlar için kablonet kadar iyi değil. Asimetrik yapısı aynı anda veri alınmasına ve gönderilmesine izin vermediği için gecikme oranları daha yüksek. Aynı anda dosya paylaşımı yapıp, oyun oynamaya çalışmayın. Gereksiz her şeyi kapatın ki gecikmesiz rahat bir oyun keyfi yaşayın.

Türkiye’nin sorunu: Yüksek gecikme

Genellikle en büyük sorun servis sağlayıcının sunduğu hizmet kalitesin yetersiz oluşundan kaynaklanacaktır. Yurtdışı oyunlara bağlanırken yaşanan sıkıntılar bunu gösterir. Ancak daha da büyük bir sorun kapalı portlardır.

Oyunlar ve dosya paylaşım programları için port yönlendirme ayrı bir makalenin konusudur. Ama bu konuda detaylı bilgiyi, oynadığınız online oyunun sitesinde bulmanız da kuvvetle muhtemeldir. Daha da iyisiCHIP Online forumlarında bu konuda yardım isteyebilirsiniz.

Online oynamak istediğiniz oyun sadece yerel ağ destekliyorsa Hamachi kurarak hile yapabilir ve sanal bir yerel ağ oluşturabilirsiniz. Ne yazık ki Starcraft II gibi bazı popüler ve heyecanla beklenen oyunlar, bu tür kullanımlar yüzünden yerel ağ desteği olmadan piyasaya çıkacak ve sadece Battle.net gibi sunucularda oynanabilecek.

Hangi Arama Motorunu Kullanıyorsunuz?

View Results

Loading ... Loading ...

  • Share/Bookmark

Fan Çeşitleri

Yazar : Erdi | Donanım, Donanım, Temel Bilgiler, İpucu | Cuma 19 Şubat 2010 14:27

Herhangi bir makaleye değinmeyeli uzun zaman oldu. Bu seferki yazımda size PC kasa fanlarını anlatacağım.


Fan Çeşitleri

Kasafanları genel olarak birkaç büyüklükten oluşur. Standart büyüklükler8cm, 9cm, 12cm , 22cm olarak sıralayabiliriz. Daha büyük olarak yankapağı komple kaplayan fanlar da vardır ancak bunlar genelde kasa ilebirlikte geldiği için konuya dahil etmedim.


İşlev ve çalışma biçimleri.

Gelenekselolarak kasa fanları, havayı bir yöne doğru iletmek için kullanılırlar.Havanın hangi tarafa iletildiğini fanın üzerindeki ok işareti sayesindeanlayabilirsiniz. Standart bir kasada ön fan ve sol kapaktakiişlemcinin tam üstüne gelen fan kullanılmayabilir. Ancak hazırsistemlerde bile kasanın arkasındaki egzoz görevi gören fan mutlakazorunludur.

Ön fan: Kasanın en önünde, genelde 12cm olarakkullanılan fandır. Bu fanın görevi, kasanın içine taze ve soğuk havayıüflemektir.

Arka (egzoz) fan : Kasanın arkasında, power supplyinhemen altında bulunur. Görevi, kasa içerisindeki sıcak havanın dışarıatılmasını sağlamaktır. Çoğu kullanıcı önemsemese bile aslında pcbileşenlerinin sağlıklı çalışması açısından oldukça gereklidir.

 (Airduct) fan: Kasanın sol kapağında, işlemcinin tam üzerinedenk gelen fandır. Görevi işlemci fanına soğuk hava sağlamaktır.

Şimdi geldik olayın sihirine. Bütün fanlarımızı taktığımız zaman, kasanın öntarafından içeri giren, arka tarafından dışarı çıkan bir hava akımıoluşur. Bu akım, pc bileşenlerinin soğutulmasında çok büyük rol oynar.Bilinenin aksine işlemci veya ekran kartı fanınızın kalitesi ve hızısoğutmada o kadarda önemli rol oynamaz. Çünkü bu parçalar kasanıniçindeki fanı işlemcinin veya gpu nun üzerine üfler. Eğer kasa içindekihavalandırmanız iyi değilse (diğer bir deyişle kasa içindeki havanızsıcaksa) soğutma performansınız da o kadar düşük olacaktır. Kasanızdakihava akımı, sıcaklığı stabil seviyede tutacak, kasanızın içinde devamlıbir hava sirkülasyonu sağlayacaktır. Özellikle kavurucu sıcak temmuz veağustos aylarında bunun önemini daha çok anlarsınız.

İşlemci veekran kartı fanınız önemsiz derken sakın soğutmada bir etkisiolmadığını düşünmeyin. Bu fanlarda önemli olan fanın üflediği havadeğil, sahip olduğu heatsinkin(işlemci fanınının altındaki bakır veyaaliminyum şey) ısı dağıtımını sağlayabilmesidir. Bunun için piyasadakaliteli fanlar mevcuttur ve özellikle overclock yapmak istiyorsanızmutlaka almanız gereken bileşenlerdir.

Fan Bakımı

Fanlaryapıları gereği çok karmaşık bir bakıma ihtiyaç duymazlar. Yapmanızgereken tek şey onları düzenli olarak “yağlamak” tır. Arada bir deyerlerinden çıkartıp güzelce tozlarını almak. Fanın ve kasanıntozlanmasını engellemek için, pc malzemeleri satan yerlerdebulabileceğiniz, fan toz filtrelerini kullanabilirsiniz. Hatta tavsiyede ederim, kasanız 1 ayda yutacağı tozu, 6 ayda yutuyor.

Uzunsüre kullanılan fanda, bir süre sonra yağsızlıktan motor yatağındansesler gelebilir. Bu son derece normaldir ve fanın bozulduğu falandayoktur. Örnek olarak arabanızı yağsız çalıştırmayı deneyebilirsiniz

Yapmanızgereken tek şey yukarıdaki resimdeki gösterilen yerdeki janjanlıyapışkan folyoyu kaldırmak, onun altındaki tapayı açmak ve içine çok azgres yağı koymaktır. Gres yağındaki amaç katı olması ve daha uzun süredayanabilmesidir. Sıvı yağlar ( evet gres yağı bulamayarak zeytinyağıda koyduğumu bilirim) kısa zaman içinde yokolup gidecek ve fanınızıtekrar yağlamanız  gerekecektir. Bir fanın ömrü gerçekten dolduğunda(ki seneler gerekir) çok daha acayip sesler çıkarmaya başlayacak ya dazaten hiç çalışmayacaktır.

Kaynak: Chip Online

Popularity: -0% [?]

  • Share/Bookmark

Geleceğin Bellek Teknolojisi

Yazar : Zekai Uçan | Bilim, Donanım, Donanım | Pazar 14 Şubat 2010 14:21

Toshiba ve Keio Üniversitesi bünyesindeki araştırmacıların ortak yürüttüğü çalışmada, çok küçük bir alana yüksek kapasite sığdıran bir bellek teknolojisi geliştirildi.

Japonya’da bulunan Keio Üniversitesi ile Toshiba, beraber giriştiği projede posta pulu büyüklüğünde ve 1 TB kapasitede SSD’ler üretilmesini sağlayacak bir teknoloji geliştirmeyi başardıklarını açıkladılar.

Araştırmacılar 128 adet NAND flash yongası ve bir adet kontrolcüyü bu boyuta sığdırmayı başardılar. Yapılan açıklamaya göre, geliştirilen bu bellek ile 250 MB/sn’lik veri transfer hızına ulaşılmış.

Geliştirilen teknoloji ile SSD boyutları %90 oranında azaltılabilecek

Biraz daha beklemeliyiz

Bu hız, günümüzde kullanılan SSD’ler ile neredeyse aynı. Araştırmacılar, standart modellerde %90 daha küçük ve %70 daha az güç harcayan bu belleklerin üretim maliyetinin de çok düşük olduğu söyleniyor.

Bu kadar avantajı olan bu teknolojinin önündeki engel ise, bunun kullanılacağı bir endüstri standardının olmaması. Yani bu teknolojiyikullanacak bir ürün henüz seri üretimde değil.

Toshiba ve Keio Üniversitesi yetkilileri, bu teknolojinin 2012 yılında seri üretime geçebileceğini belirttiler.

Popularity: -0% [?]

  • Share/Bookmark

İki bilgisayari birbirine Kablosuz baglamak (Gorsel Anlatim)

Yazar : Zekai Uçan | Donanım, Donanım, Windows | Pazar 14 Şubat 2010 01:29

Iki bilgisayari birbirine kablosuz (wireless) baglanti ile  baglayabilirsiniz arada herhangi bir kablosuz Modem veya Router olmasina gerek kalmadan. Bu islemlem sayesinde rahatlikla evinizde ve is yerinizde birbakima Lokal dosya paylasimindan yararlanmis olursunuz. Yapmaniz gereken oncelikle baglanti kuracak bilgisayarlarda kablosuz baglanti adaptorlerinin olmasi ve bundan sonrasini videoyu izleyerek uyapabilirsiniz.

Videoyu Izlemek icin buraya Tiklayiniz..

Not: Gorsel egitimde anlatilan islemleri gerceklestirdikten sonra ise ikinci bilgisayarinizdan yapmis oldugumuz kablosuz baglanti ismine tiklayarak sifremizi girmek ve kablosuz baglantiya dahil olmak hepsi bukadar basit.

Kaynak:egitim.nl

Popularity: 1% [?]

  • Share/Bookmark

100GHz’lik Hıza Ulaştıran Transistör

Yazar : kaan | Donanım, Güncel | Cuma 12 Şubat 2010 14:30

100GHz sadece bir başlangıç!

100 GHz hıza ne ulaşabilir ki? Ve daha önemlisi bu devrime kim imza attı? İşte cevaplar…

Bu konuda okuyacaklarınız:

IBM araştırmacıları ultra yüksek hızlı transistörlerin gelişiminde mihenk taşı sayılabilecek büyük bir buluşa imza attılar.

100GHz’lik transistör graphene sayesinde mümkün oldu. 240 nanometrelik bir geçit boyutuna sahip olan bu transistör sadece bir başlangıç. Esas bundan sonra bu geçit boyu küçültülerek, daha da hızlı transistörler üretilecek.

Alan etki transistorü isimli bu ürünü mümkün kılan graphene, 1 atom kalınlığında bir karbon tabakasından oluşuyor. Altıgen, bal peteğine benzer bir yapıda dizilen karbon atomlarını silikon bir alt tabakanın üzerinde oluşturdular.

Bu düzenli yapı sayesinde pek çok buluş mümkün olacak. Graphene’in yetenekleri uzun zamandır bilinmesine karşın, transistör olarak kullanılamamalarının sebebi, bant boşlukları denilen, elektronsuz alanların oluşturulamamasıydı. Bu alanlar, açık ve kapalı devre prensibi için gerekliydi.

Öncekiler ne kadar hızlıydı?

Bu yalıtım ise özel bir polimer tabaka ile halledildi, graphene tabaka, metal geçit tabakadan bununla ayrıldı.

IBM araştırmasına göre graphene’in en büyük avantajı elektronların çok yüksek hızda hareket etmesine imkan tanıması. Bu sayede çok hızlı gelecek nesil transistörler oluşturulabilecek. Entegre devreler bu buluş ile çağ atlayacak.

İlk prototip haliyle bile kendisinden önceki metal-oksit yarıiletken FET’lerden yüzde 250 daha hızlı. Mevcut en hızlı transistörler sadece 40GHz sunuyordu. Ayrıca IBM’in graphene transistorü bu hızı oda sıcaklığında kaydetti.

Yani bu yeni teknoloji küçültüldüğünde ve soğutmayla desteklendiğinde transistör ve bilgisayar tarihinde yeni bir sayfa açılacak.

Popularity: -0% [?]

  • Share/Bookmark
Sonraki Sayfa »
soccerine Wordpress Theme